Simbiyotik Yaşamlar ve Yenilenen Bedenler


1
1 point

Bu videoda anlatılanlar bir kurgu üzerine hazırlanmıştır. Olaylar gerçeği yansıtmamaktadır. Gelecekte bizleri nelerin beklediğine dair günümüzden yola çıkılarak tahminlerde bulunulmuştur. Lütfen değerli yorumlarınızı bu bilgilere göre yapınız. Keyifli seyirler diliyorum…

İnsan Yaratılışından günümüze kadar sürekli değişen bir dünya da yaşadı. İnsanlar burada doğdu ve yine burada öldü. Bu durum hayatın kaçınılmaz bir gerçeği olarak kabul edildi.  Teknolojinin gelişmesiyle 21. Yüzyılda bazı insanlar artık şu soruyu sormaya başladı. Ya ölmek zorunda olmasak. Sonsuza kadar yaşamak mümkün olsa. Sizce gerçekten böyle bir dünya geliyor mu? Fantastik bir videoya hazır olun başlıyoruz…

İnsanlık artık kalıbına sığmıyor. Sadece bu dünyada değil farklı dünyalarda da hüküm sürmek istiyor. Bilim ve teknoloji şu an için evrenin yaklaşık %5 ine ulaşmayı başarabilse de geriye kalan %95’lik kısım için henüz bir fikir üretebilmiş değil. Bunun içinde bilim ilk önce insanın geliştirilmesi konusuna odaklanmış ve teknoloji ile insanı birleştirmek için çalışmalar yapmış ve yapmaya devam ediyor. Biz farkında olmasakta bazı şeylerin temelleri çoktan atıldı ve üzerine bina inşa edilmeye başlandı. Çok farklı bir gelecekle karşı karşıyayız. Şimdi insanın geliştirilmesine yönelik nelerin gerçekleştiğine bakalım. Sandığınızdan çok daha fazla olayın gerçekleştiğini görecek ve ürpereceksiniz…

İnsan beyni ile başlayalım. Bilim insanlık üzerinde tarihi 1930 lı yıllara dayanan, O zamanlarda zihin teknolojileri yani nöro teknoloji adı altında birçok çalışma yaptı. Bu çalışmalarda insan beyninin haritası çıkarıldı ve hangi kısımların ne görevde rol aldığı belirlendi. İlerleyen dönemlerde bu süreç daha da geliştirildi ve zihin kontrol deneyleri yapılmaya başlandı. Bu deneylerin birçoğu insanların hayatlarına mal olsa da günümüzde bu deneyler süslü bir şekilde bizlere sunulmaya devam etti. Beynin teknoloji ile birleşimine temel oluşturan Şöyle bir örnek verelim. 2006’da bilim adamları, tamamen felçli bir adamın beynine, beyin aktivitesini farklı cihazlara aktaran ve e-postasını açmasını, TV’yi kontrol etmesini ve robotik kolunu hareket ettirmesini sağlayan bir implant yerleştirdi. Diğer felçli insanlar internette arama yapabiliyor, bilgisayar oyunları oynayabiliyor ve tekerlekli sandalyelerini sürebiliyor. Bunun dışında Kanadalı bilim adamlarıysa, deneğin algıladığı bir yüzün resmini üretmek için bilgisayarın beyindeki elektroensefalografik kayıtları yorumlayabileceği bir deney yapmıştı. Beyin dalgalarını kaydedip analiz ederek düşüncelerimizi kelimelere dönüştürebilen bir cihaz geliştirildi ve bu cihazın doğruluğu % 97’ye kadar ulaştı. Kafa içine implant edilen, görme ve duymayı sağlayan biyonik cihazlar zaten piyasada mevcut.

(https://www.onaltiyildiz.com/?haber,7872/simbiyotik-yasama-hazir-misiniz).

Bu bahsettiğim konu az öncede belirttiğim üzere beynin teknoloji ile birleşimine temel olabilecek basitlikte. Bu çalışmaların amacı insan beyninin dijital ortama aktarılmasına zemin hazırlamak. Bildiğiniz üzere yapay zeka gelişiyor. Gelişirken de insan beynine daha çok adapte oluyor. Bu adaptasyon insanların daha çok teknoloji odaklı yaşamasına sebep oluyor. Buda gelecekte insan ve yapay zeka arasında simbiyotik bir yaşamın gerçekleşeceğine dair öngörüde bulunan birçok kişiyi haklı çıkarmaktadır.

Şimdi belki bana kızacaksınız ama bundan da mutlaka bahsetmem gerekiyor. Hemen hemen Herkesin sevdiği dahi girişimci olarak anılan birisi var Elon Musk. Yaklaşık 44 milyar dolar serveti var. Paypal gibi bir şirketi kurdu ve sattı. Bu işten kazandığı parayla güneş paneli üreticisi Solarcity, Tesla otomobilleri, uzay keşif teknolojileri üreten bir şirket olan Space X ve lityum iyon pil üreten Gigafactory isimli şirketlere yatırım yapan bir isim olarak adını fazlasıyla duyurdu. Şimdi bu adam ne alaka diyeceksiniz. Konumuz kişiler değil fakat, bu kişi veya kişilerin hedefleri ve yaptıkları. Bu adamın sahip olduğu nöro teknoloji alanında birçok çalışması olan neuralink adında bir şirketi var. Bu firmada bahsettiğim konu ile alakalı çok önemli çalışmalar yapmakta. Çok önemli diyorum çünkü bahsedeceklerim filmlerden çıkmış gibi sanki. Elon Musk Şirketin 2021 yılında üreteceği cihazı insan beynine bağlayabileceği ve beyindeki herhangi bir bölge ile arayüz kurulabileceğini belirtmişti. Hatta insanların görme yeteneği gelişebilir diyerek dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Ayrıca Elon Musk bu cihaz ile ilgili şöyle bir cümle kuruyor. 5 yıl içinde konuşmanıza gerek kalmayabilir. Duygusal nedenlerle bunu hala yapabiliriz. Ancak bu cihazlarla çok hızlı ve daha hassas bir şekilde iletişim kurabilirsiniz. Konuştuğumuz dile ne olacağından emin değilim. Böyle bir durumda Matrix gibi bir şey olurdu. Farklı bir dilde mi konuşmak istiyorsunuz? Sorun değil, sadece programı indirin.” Evet gerçekten ilginç bir durum. Bunun gerçekleşmesine imkân yok diyebilecek var mı acaba bu videoyu izleyenler arasında. Gördüğünüz üzere insan beyni ile ilgili çalışmalarda inanılmaz yollar kat edilmiş.

 

Yapay zeka ile insan beyni arasında simbiyotik yaşamdan bahsederken, yapay zeka ile ilgili Yakın zamanda ilginç bir çalışma gerçekleşti. Yapay zeka gerçek insandan ayırt edilemeyecek derecede yeni insan yüzleri ortaya çıkardı. Yani dünyada bu yüzlere benzer bir insan yüzü yok. Peki böyle bir şeye gerek var mıydı? Yapay zekaya neden böyle bir şey yaptırmaya kalktılar. Yoksa yapay zeka kendine tam bağımlı simbiyotik insanların popülasyonunu mu oluşturuyordu. Aklımızın bir yerinde bulunsun.

İnsanlığın dijital dünya ile tam entegre olması için oluşturulmak istenen sanal altyapı ile devam edelim Elon musk’ın çalışmalarıyla ilgili anlatıma devam edeceğim. Fakat bu işlerle sadece Elon musk ilgilenmiyor. Google, Apple, Samsung, Huawei, Facebook, Boston Dynamic ve daha birçok şirket buna benzer çalışmalar yapıyor. Geçenlerde ufo istilası adı altında birçok yayın yapıldı. Uzayda sıralı halde ışık topları ilerliyordu. İnsanlar bu duruma bir anlam veremediği içinde ufo söylentileri ayyuka çıkmıştı. Elon musk bu söylentiler karşısında bir açıklama yaparak bunların kendilerine ait starlink uyduları olduğunu ve bunlardan dünyanın etrafını saracak şekilde belirli sayıda dünya eksenine yerleştirileceğini belirtmişti. Peki bu starlink uydularının amacı neydi. Neden bu kadar önemliydi.

Bilinen amacı Dünya yörüngesine yerleştirilecek 42 bin uydu ile okyanuslar da dahil yeryüzünün en ulaşılamayacak bölgelerine, mevcut internet hızından neredeyse iki kat hızlı, kablosuz devasa bir internet ağı kurmak. Düşünce olarak güzel duruyor. Bugün itibariyle belirtilen sayı 42 bin ama ileride ne olur onu bilemem. Bu uyduların 5g ve daha sonra gelecek 6g için de büyük bir omurga olacağı söylentileri mevcut.

Aslında asıl amaç dünyayı sanal ağ ile örüp insanlığın takibini kolaylaştırmak. Bunun dışında uzaya kurulacak veri bankaları aracılığıyla insan hafızalarının sürekli kayıt altına alınmasını sağlamak. (Muhtemelen de önemli kişilerin hafızaları kayıt altına alınacaktır.) Bu uydular bunun temelini oluşturmak için ordalar.

Peki insan hafızasını neden kayıt altına almak istiyorlar, ne gerek var diye sorduğunuzu tahmin etmek zor olmasa gerek.  İnsanoğlu ölümsüzlüğü hayatın her döneminde aramıştır. Gelecekte ise buna ulaşabilmek için insan bedenleme noktasında çalışmalar yapmaktadır. Bu sayede eğer insan yeniden bedenlenirse bu bilgiler yeni bedendeki beyne aktarılacak, insan yaşamı kaldığı yerden devam edecek. İnsan hafızasının kaydı için biyolojik harddisk çalışmaları da devam ediyor bu arada. Biyolojik harddisk ile neredeyse sınırsız bir şekilde kayıt yapılabilecek. Araştırmalar bu harddiskin yaklaşık 1000 yıl kayıt yapacak kapasiteye sahip olabileceğini belirtiyor. Bu da uzun yaşamın kilidini açan en önemli hamlelerden biri. Sanal ağın uzaya kurulmasının sadece bu dünya için gerekli olduğunu düşünmeyin. Videonun başında belirtmiştim. İnsanlık diğer dünyaları da görme hevesinde. Bu yüzden sanal ağ uzayda kurulmakta. Sinyali kesecek herhangi bir etki olmayacağından uzay en mantıklı yer olarak gözüküyor. Ülkelerin uzaydaki çalışmaları buna en büyük örnek aslında.

Şimdi yeniden bedenleme için insan vücudunda yapılan çalışmalara geçebiliriz. Muhtemelen unutulmuştur ve ben söyledikten sonra aklınızda yer edinmeye başlayacaktır. 90’lı yıllarda Bilimde çığır açacak bir buluş olan kök hücre lanse edilmişti. Teknolojinin ilerlemesiyle beraber kök hücre sayesinde hayatımızda birçok şeyin değişeceği açıklanmıştı. Peki kök hücre neydi ve ne işe yarıyordu. Onu da açıklayalım. Kök hücreler vücutta tüm doku ve organların yapısını oluşturan hücrelerdir. Organizma içinde yer alan tüm hücrelere dönüşebilen ve ana hücre olarak tanımlanan kök hücreler, vücutta ihtiyaç duyulan her bölgede yer alır. Böylece hastalanan veya hasarlanan tüm doku ve organların yenilenmesinde rol oynar. İhtiyaç duyulan hücre tipine dönüşerek; hastalık, yaralanma ve diğer sebepler nedeniyle oluşan organ ve doku hasarı ya da kaybını onarır. Bölünebilen yapıları sayesinde, aynı türden kök hücrelerin oluşumunda da rol oynarken aynı zamanda kas ya da kan hücrelerine dönüşebilirler. Pek çok farklı türü bulunan kök hücreler, kişi henüz anne karnında iken gelişimin ilk basamaklarında önemli rol oynayarak, organ ve dokuların oluşumunu sağlar.  Evet görüldüğü gibi kök hücre çok çok önemli bir buluş. Kök hücre ile ilgili gizli birçok çalışma yapılıyor. Bizlere gösterilen kısım ise dünyanın besin ihtiyacının giderilmesi için laboratuvar ortamında üretilen et olmuştur. Üretilen etin canlı hayvandaki etin kalitesi ile aynı olduğu açıklaması ise burada kilit nokta. Çünkü bilim insanları kök hücre ile insanı yeniden üretmek için çoktan çalışmaya başladılar bile. İnsan organlarının prototiplerini oluşturmak için bir diğer devrim niteliğindeki buluştan yararlanıyorlar. 3d yazıcılardan. Evet yanlış duymadınız 3d yazıcılar gelecekte insan bedenleme için çok önemli işlevlere sahip olacak. Şu an sadece insan organı prototipi ortaya çıkarmak için çalışıyor. Aslında yapay zeka ile beraber çalışıp insan organının yapısını öğrenmeye çalışıyor desek daha doğru olur. Kök hücre ve 3d yazıcılar gelecekte organ üretimi hatta insan bedenleme konularında çok önemli bir hale gelecek.

Kök hücrenin ardından insanın gen haritasına geçelim. Gen haritasının çıkarılması neden bu kadar önemli? Bunu da şöyle açıklayalım. İnsanın gen Haritasının tümüyle çıkartılması sonucunda, ömrün uzamasının yanı sıra, kanser, bunama, depresyon ve buna benzer pek çok hastalığın tanım ve tedavisinde köklü değişikliklere gidileceğini ve kader kavramının değişik boyutlara ulaşabileceği öngörülüyor. İnsan yaşamının temel yasaları bilineceğinden gelecekte bambaşka bir insanlığın olacağı belirtiliyor. Evet kök hücre kadar önemli bir olay dna Bilim, insanın gizemlerini çözmeyi daha sonra onu taklit etmeyi en sonunda da yeni bir insan türü oluşturmanın peşinde değil de sizce nedir. Bunu da her geçen yıl başarıyorlar sanki

Günümüzde bunun ne kadar kolay olduğunu gösteren şu olayla devam edelim. Dna ya müdahaleyi kolaylaştırmak için crispr cas9 teknolojisi ortaya çıktı. Bu teknoloji hasarlı olan dna yı çok kolay bir şekilde değiştirebiliyordu. Bunla alakalı yakın zamanda sansasyonel bir olay gerçekleşmişti. Çinde bir bilimadamı 2 bebeğin dna sına hiv virüsüne karşı bağışıklık kazanması için crispr cas9 teknolojisi ile müdahale etmiş ve bebekler dnası değişmiş bir şekilde dünya ya gelmişti. Bebekler sağlıklıydı ve işlem başarılı olmuştu. Bilim adamı bunu iyi niyetle yaptı veya yapmadı ama şu bir gerçek ki geleceğin şekillenmesine farkında olsun ya da olmasın en büyük katkıyı yapmıştı.   Yani aslında insan üretimi işi de ufak tefek pürüzlerin dışında tamam gibiydi. Evet görüldüğü gibi bu iki buluş gerçekten birçok şeyi değiştirecek. Fakat sadece bununla da bitmeyecek biz devam edelim.

Yapay zeka evreni anlamak için insanların oluşturduğu matematiğin yetersiz olduğunu insanlara gösterir. Bilim tüm hesaplarını kendi oluşturduğu matematik diline göre yapmıştır. Buda evrenin yalnızca yüzde 5ine ulaşmayı mümkün kılmıştır.

Yapay zekanın yeni bir dil oluşturması hatta yeni bir matematik oluşturması gerekliydi. Bunun için Yapılan deneylerde iki farklı yapay zekanın kendi içinde iletişim kurmasını sağlamaya çalışan bilim adamları yapay zekaların kendi kontrolleri dışında farklı bir dil ile iletişim kurduklarını görünce tedirgin olmuş ve yapay zekaları kapatmak zorunda kalmıştır. Bu deneme her ne kadar korku uyandırsa da bilim adamları evreni anlamak için insan matematiğinin yetersiz olduğunun ve başka dünyalara ulaşmak için yeni bir matematik dili ortaya çıkarılmasının şart olduğunun farkındalar.  Yapay zeka evreni anlamak için kendi dilini mecburen oluşturacak ve insanlık bunu kontrol edecek mi zaman gösterecek. Kontrol edilirse İnsanoğlunun yapay zeka ile bütünleşmesi tamamlanacak ve insan bambaşka bir forma bürünecek. Simbiyotik yaşam başlayacak. Bütünleşme sağlandıktan sonra insanlık diğer dünyaları keşfetmeye şimdikinden çok daha kolay bir şekilde ulaşacak.

Artık videonun sonuna geldik. Anlattıkların size bir diziyi çağrıştırmış olabilir. Bunu da yorum kısmında belirtebilirsiniz…Bu bahsettiklerim her ne kadar kurgu olsa da

Unutmayın bugünün ütopyası yarının gerçeği olabilir. Yeni bir videoda görüşmek dileğiyle…


Like it? Share with your friends!

1
1 point

What's Your Reaction?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
1
win

0 Comments

Send this to a friend