Nazar,Kurşundan Daha Etkili ve Ölümcül,Göz Değmesi,Nazar İnanışı


0

İnsanoğlu, çok eski dönemlerden başlayarak, teknolojik ve sosyal ilişkilerindeki başarısızlıklarına özellikle de bir takım biyolojik rahatsızlıklarına açıklayıcı bir sebep bulamadığında, bunu doğaüstü güçlerin yanı sıra, çeşitli objeler, mekanlar ve diğer insanlarda var olduğunu sandığı bir takım gizli güçlerle açıklamaya çalışmıştır. Nazar inanışı da bunlardan birisidir. Öyle ki, bilimsel verilerin ortaya koyduğu gerçeğe göre nazar; tarihsel süreç içerisinde, toplumların en ilkelinden en gelişmişine kadar en yaygın olarak görülen inanışlardan birisidir.

Arapça bir kelime olan nazar; nzr, fiil kökünden, ”bakmak, bakış” anlamlarına gelen bir terimdir. İsabet-i nazar (göz değme) yerinde kullanılan nazar kelimesi, insan, hayvan ya da eşyaya zarar veren “kötü bakış” manasında kullanılmaktadır. Bu terim Fransızlarda ”mauvais oeil”, Araplarda “elayn” ya da “isabet-i ayn’: Amerikalılar ve İngilizler’de “evil eye’: Almanlar’da ”böser blick” Yunanlılar’da “matisma” İranlılar’da ”bed nezer” Hintliler’de “sihi” diye adlandırılmaktadır. Boratov’a göre nazar, ”bakışlarında zararlı güç bulunan bazı insanların bu özellikleri nedeniyle bir kişiye, bir hayvana ya da nesneye bakmakla, canlı üzerinde hastalık, sakatlık, hatta ölüm; nesne üzerinde ise sakatlanma, kırılma gibi olumsuz bir etkinin meydana gelmesi” dir. Nazar, kökeni en eski çağlara kadar uzanan bir inançtır. Öyle ki, Babillerde çeşitli nazarlıklar ve özellikle Eski Mısırda “Osirisin gözü” yahut “Horus gözü” diye bilinen amuletler çok meşhurdu. Yine, Eski Yunanlılar ve Romalılarda nazara kıskançlığın sebep olduğuna inanılmaktaydı. Ortaçağ Avrupasında övülmek kötü sayılır; onun için “as God will”veya “God bless it” gibi seçkin deyimler kullanılırdı. Mezopotamya bölgesinde, Kraliyet mezarlarının açılmasıyla, kraliçenin odasında “gümüş bir inek başı” ‘ile “altından boğa başı” biçiminde figürlerin varlığı tespit edilmiştir. Araplarca çok iyi bilinen ve yaygın olarak ilgilenilen bir olgu olan nazar, Araplara göre, çok etkili ve öldürücü gücü olan bir fenomendir. Bunun için Araplar, “temaim” denilen nazarlıklar kullanmışlardır. Anadolu’da yaygınlaşan Pythagoras ve Opheus inançlarından kalan ve kökü eski Akdeniz inançlarına kadar giden tılsım ve nazarlık olarak kullanılan muskaların tarihi ilk çağlara kadar uzanır. Bulunan en eski tılsım ve koruyucu muskalar ise Mısır’a aittir.

“İslam öncesi pagan Arap kültüründe nazarın oldukça yaygın olduğu bildirilmektedir. O günkü Arap toplumu, ölenlerin çoğunluğunun ölüm nedeninin nazar olduğunu düşünmekteydiler. Bu nedenle, Araplarda da: “Ölenlerin çoğu nazardandır.” ve “Nazar, evleri boşaltır mezarları doldurur” sözlerinin oldukça yaygın olduğu bildirilmektedir.” Birtakım İslam kaynaklarında göz değmesi ile ilgili olarak: “Nazar deveyi kazana, adamı mezara sokar.” “Göz değmesi gerçektir” şeklindeki ifadelerle nazardan söz edilmekte ve nazarın varlığı kabul edilmektedir. Ancak, İslam’da göz değmesi için: “Nazar haktır” şeklinde bir inanışa karşın, nazardan korunmak için nazarlık asmak veya muska asıp da kalbini ona bağlamak doğru bulunmamıştır. Hz. Muhammed’in nazarlık için maskotlar kullanmayı hoş karşılamadığı, haber verilmektedir. İslam dünyasında nazar ve bununla ilgili dini ve büyüsel uygulamalar, özellikle halk dindarlığının önemli tezahürleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki, Kalem suresinin 51. ayeti, nazar inancıyla ilişkilendirilmektedir. Nazar suresinin indiriliş sebebi, Hz. Peygamberi nazara uğratmaya çalışan, fakat bunu başaramayan bir adamın kötü niyet ve girişimine bağlanmaktadır.

Nazar, gözle ya da sözle olmak üzere iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Gözle nazar, kişinin karşısındaki canlı ya da cansız herhangi bir varlığa kem gözle bakmasıyla meydana gelir. Sözle nazarda ise kişinin beğenisini ya da imrenmesini sözle ifade etmesi gerekir. Dolayısıyla nazarın gözle mi yoksa sözle mi meydana geldiği, ancak kişinin dikkatli bakışı veya hayranlık dolu sözleri tespit edilebildiğinde anlaşılır. Halk arasında özellikle mavi gözlü ya da gök gözlü insanların nazar gücünün daha kuvvetli olduğuna inanılır. Ancak yeşil gözlü veya çakır gözlü kişilerin nazarının değdiği de söylenir. Bunların yanı sıra Şanlıurfa’da uzun çeneli insanların Mardin’de kısa boylularında nazarı yaygındır. Kendisinde nazar gücü bulunanların; kötü niyetli, aç gözlü, kıskanç, görünümü saf ancak içi kötü, gözü başkalarında olan kişiler olduğu belirtilir.

Nazardan korunmak veya kurtulmak için çeşitli nazar boncukları, diş, kemik, tırnak ve üzerlik otu gibi nesneleri takmak dinimiz açısından doğru kabul edilmemiştir. Zira, Hz. Muhammed, nazar boncuğu gibi birtakım nesneleri takarak, hastalıklardan kurtulmaya çalışmayı men etmiş ve bu hususta: “Efsun yapmak, nazar boncuğu takmak, kadınların kocalarına kendilerini sevdirmek için sihir yapmaları, şirk (Allah’a ortak koşmak)tır” buyurduğu rivayet edilmiştir. Bununla birlikte, Hz. Muhammed’in, cinlerin ve insanların nazarından korunmak için muavvizateyn (felak ve nas sureleri)ni okuduğu bildirilmektedir.

Türk dünyasında da oldukça yaygın bir inanış olan nazar, ekranda gördüğünüz şekilde ifade edilmektedir. Azerbaycan Türkçesi’nde “nazar (göz) daymak”, Başkurt Türkçesi’nde ”küz (tiyiv)”, Kazak Türkçesi’nde “köz (tiyüv, ötüv)”, Kırgız Türkçesi’nde “nazar, (tüşü), köz (tiyü), ÖzbekTürkçesi’nde “köz tegiş”, Tatar Türkçesi’nde ”küz (tiyü)”, Türkmen Türkçesi’nde “göz (değmek)” ve Uygur Türkçesi’nde ise “köz (tağmak)” şeklinde ifade edilmektedir.

Bütün Türk boyları nazara inanır ve bunun için tedbirler alırlardı. Örneğin, Kazaklar bunun için “nüsha (muska)” veya “tumar” yazdırıp üzerlerinde taşırlarken; Gagavuz Türkleri ise, Muskayı Haç ile beraber kullanırlardı. Yine, Budist Uygurlar’ın din kitaplarında tılsımlara veya çeşitli şekillere rastlamak mümkündür. Türklerde görülen ve uğurlu sayılarak boyuna asılan bir taş parçası, bir bitki, kurt dişi, ayı yahut kartal tırnağı gibi nesneler muska ve tılsım olarak kabul edilip, kişiyi nazardan koruyacağına inanılırdı. Bu inançların menşei İslam öncesine dayandırılmaktadır. Hun mezarlarından elde edilen çok sayıda malzemenin üzerinde, nazarlık, muska, tılsım inancıyla asıldığı anlaşılan koç, koyun heykelcikleri ile koç boynuzlarına rastlan mıştır. Yine, eski Türklerde çocuklar cinlere ve göz değmesine karşı ilaçla efsunlanırdı. Özellikle, göz değmesine karşı, bağ, bostan ve bahçelere korkuluk (abakı) ve nazarlık (kösgük) dikilir; atın boynuna nazarlık olarak “moncuk” denilen bir taş ve bir çeşit muska (Kazak ve kırgızlar’da ‘tumar’) takılırdı.

Ülkemizde ise nazar ile ilgili yapılan bir çalışma çok ilginç bir sonucu ortaya çıkarmıştır.

Nazarın genellikle kırsal çevrelerde ve yoksul insanlar arasında yaygın olduğu görülür. Bu insanlar arasında çok değer taşıyan at, inek, ev, bahçe gibi unsurları ya da çok sevdiği çocuklarını kaybetme korkusu, sürekli bir tedirginlik yaratmakta ve kötü gözlü kişilerin bakışlarına karşı önlemler almaya sevk etmektedir. Öte yandan öğrenim durumu yüksek olup da ekonomik açıdan daha iyi şartlara sahip kişiler arasında da yoksul kesim kadar olmasa da, nazar inancının bulunduğu dikkati çekmektedir.

Üniversitede ya da lisede okuyan gençlerle yapılan araştırmada ise, bunlardan bir kısmının nazara inandığını bir kısmının da bu tür olayları boş şeyler olarak gördüğü tespit edilmiştir. Nazara inanmayan gençler, olayların asıl nedeninin başka sorunlardan kaynaklanmakla beraber halkın bunları nazarla açıkladığını ifade etmektedir. Bunun dışında nazara en çok kadınların inandığını, bunu erkeklerin ve gençlerin takip ettiğini söyleyebiliriz. Kadınların da özellikle ekonomik, sosyal ve kültürel yönden alt seviyede olanları ile yaşlı kesimi arasında nazarın yaygın olduğu görülmektedir. Bu insanlar, felâketlerle, hastalıklarla, herhangi acı bir olayla karşılaştıklarında yoksulluktan kaynaklanan çaresizlik nedeniyle nazara ve nazarla ilgili büyüsel işlemlere sarılmaktadır.

Türkiye’de yapılan nazar

  1. Nazar Değmeden Önce Yapılan Uygulamalar

 Ülkemizde Halk arasında nazar değmeden önce gerek canlı gerekse cansız varlıkları nazardan korumak amacıyla çeşitli uygulamalar yapılmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Nazar Muskası
  2. Maşallah
  3. Nazarlık
  4. Nazar Boncuğu
  5. El Şekli
  6. Nal
  7. Kurbağa Kabuğu
  8. Hayvan Kafatası
  9. Koç Boynuzu
  10. Çan
  11. Delikli Taş
  12. Civa
  13. Şap (Seğe)
  14. Yumurta Kabuğu
  15. Çeşitli Bitki, Ağaç Dalı, Yiyecek ve Birtakım Nesnelerden Yapılan Nazarlıklar
  16. Nazar Değdikten Sonra Yapılan Uygulamalar
  17. Kurşun Dökme
  18. Köz Söndürme
  19. Tütsüleme
  20. Tuz Dolandırma

İnsanoğlu, eski dönemlerden günümüze kaza, hastalık, ölüm ya da herhangi olumsuz bir etki yarattığına inandığı nazardan korunmak için çeşitli yöntemlere başvurmuştur. Bununla ilgili olarak halkımız tarafından da nazara karşı koymak için “koruyucu” özelliği bulunan çeşitli nazarlıkların yanı sıra “iyileştirici, tedavi edici” birtakım büyüsel işlemler yapılmaktadır. Söz konusu nazarlık ve büyüsel işlemler, kimi zaman dinî unsurların etkisinde uygulanmasına karşılık genellikle eski geleneklere bağlıdır. Bir başka deyişle kökü eski inanışlara dayanmakta olup yüzyıllardır ataların uyguladıkları, onlardan görülüp öğrenildiği şekliyle sürdürülmekte ve bunların tartışmasız nazara iyi geldiğine inanılmaktadır. Günümüzde nazar inancının ekonomik, sosyal ve kültürel yönden az gelişmiş kesimlerde yaygın olarak varlığını sürdürdüğü görülmektedir. Öte yandan öğrenim durumu yüksek ve ekonomik açıdan daha iyi durumda olanlar, günlük yaşamlarında geleneksel yani kırsal çevrelere oranla daha akılcı yolu benimsemiş olsalar da, nazara inanmakta, günlük eylem, davranış ve tutumlarında, çok yoğun olmasa da, bu inancın etkisini taşımaktadırlar. Dolayısıyla nazar ve nazarlık inancı, hemen her kesimde yaygın olarak geçerliliğini korumaktadır. 

Yapılan bilimsel çalışmalar, nazarın yaratılmış olan canlı, cansız bütün varlıklarla ilişkilendirildiğini ortaya koymaktadır … Nitekim “kişi oğlunun doğumundan olgunluk dönemine kadar gelen merhalede bebekliği, çocukluğu, gençliği, gelinliği, damatlığı, bakışı, yürüyüşü, konuşup oturması, kalkışı, çalışkanlığı, dürüstlüğü, ahlakı, kılık kıyafeti, evi barkı, çoluk çocuğu, malı mülkü, bağı bahçesi gibi akla gelebilen veya onun şahsiyetine, kişilik ve ekonomik gücüne yönelik her türlü meselelerde nazara hedef olması söz konusudur.  Nazarla ilgili halk arasında yaygın olan söz konusu inanış ve uygulamalar, akılsal düşüncenin karşıtı olarak dikkati çekmekle beraber, halkın düşünce biçimini şekillendiren tutum ve davranışlarını etkileyen toplumsal gerçeklikler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bilimsel araştırmalar; nazar inancının, en ilkelinden en gelişmiş toplumlara kadar, yaygın olarak görülen inanışlardan birisi olduğunu ortaya koymuştur. Öyle ki, tarih boyunca insanlar; özellikle birtakım biyolojik ya da psikolojik rahatsızlıklarına açıklayıcı bir sebep bulamadıklarında, bunun daha çok, belli kimselerin bakışlarından çıktığına inandıkları yıkıcı, hatta öldürücü güçten kaynaklandığını tasarlamış; söz konusu gücün tesirlerinden korunmak/kurtulmak için de birçok dini ve büyüsel pratik geliştirmişlerdir.


Like it? Share with your friends!

0

What's Your Reaction?

hate hate
1
hate
confused confused
1
confused
fail fail
1
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
2
win

0 Comments

Send this to a friend