Lanet,Yaşama Şansın Sıfır, Lanetlenmiş İnsanlar


1
1 share, 1 point

Lanet !!!

Allah’ın rahmet ve affından uzak kalan kimselerin veya toplumların uğradığı feci son. Bu sona uğrayanlar tarihte büyük bir yok oluşa tanık olmuşlardır. Üstelik büyük bir servete, ilme ve refaha sahipken. Tarih sanki tekerrür ediyormuşçasına insanoğlu hep aynı sonu yaşamaktadır. Ne zaman ki yükselişe geçse büyük ilme ve refaha sahip olsa Sanki kendisini büyük bir yok oluşa hazırlarmışçasına kibir ve sapkınlık etrafını sarıp bu süreci başlatmaktadır. Evet bu video da sizlere lanet ile ilgili bilgileri, lanetli sayılan objeleri ve bilinen tarihin en erken dönemlerine uzanıp lanetlenmiş kişi veya toplulukların ne tür lanetlere maruz kalarak yok oldukları hakkında bazı bilgiler vereceğim. Konu ibret alınması gereken birçok bilgi içermektedir.  Şimdi den keyifli seyirler diliyorum.

Lanet kelimesi günümüzde değişik anlamlarda kullanılmaktadır. Filmlerde ve toplumlarda bazen cool olurum düşüncesiyle söylenen bu kelime günümüzde beddua anlamında, bazen de büyü yapılmış obje anlamında kullanılmaktadır. Fakat lanetin gerçek anlamı yaratıcının sevgi ve ilgisinden yoksun olan kafirlere atfedilen bir sonun habercisidir.

Beddua ve Büyü anlamında kullanılan lanetten bahsetmeden önce geçmişe gidip kavimlerin yok oluşlarına bir göz atalım.

Ad kavmi, Ortadoğu ve Mezopotamya bölgesinde bulunan diğer kavimlerden uzak bir bölge olan Güney Arabistan’da yaşıyordu. 1990’lı yılların başında dünyanın tanınmış gazeteleri çok önemli bir arkeolojik bulguyu “Muhteşem Arap Şehri Bulundu”, “Efsanevi Arap Şehri Bulundu”, “Kumların Atlantisi Ubar” başlıklarıyla verdiler. Verimli toprakları olan bu kavim; otu, suyu, ve çeşitli nîmetleri bol, bağlık-bahçe­lik bir yerdi. Yerin üzerinde gürül gürül akan ırmakları, bağları, bahçeleri, sürü sürü hayvanları; yer altında da, muhtelif su depoları ve köşkleri vardı. Hattâ Ahkâf mıntıkası, “İrem” adıyla tanınmıştır. Meşhûr “İrem Bağları” tâ­biri oradan gelmektedir.

Bu kadar güzelliği bir arada barındıran bu kavmin yaptıkları ise kan dondurucu nitelikteydi. Onlar, ilâhî istikâmetten o kadar ayrıldılar ki, Samed, Samûd, Sadâ ve Hebâ adlı putlar edindiler ve onlara tapmaya başladılar. Zâlim ve gaddar oldular. Güçsüzleri, kimsesizleri eziyorlardı. Zavallı kimseleri, yüksek binâların üstüne çıkartır, oradan aşağıya atarlardı. Sonra onun parçalanmış manzarasını seyreder ve bundan zevk alırlardı. Yâni kalpleri, bu kadar katılaşmıştı. Zulüm, akıl almaz derecede artmıştı. Zayıf kabîlelere baskınlar yapıp mallarını yağmalarlardı. Lüks ve gösterişte çok aşırıya kaçmışlardı.

Ad kavmine elçi olarak gönderilen Hz. Hud, kavmine kendisinin Allah’ın gönderdiği güvenilir bir elçi olduğunu belirtmiş ve insanları Allah’tan korkup sakınmaya çağırmıştır. Yalnızca Allah’a kulluk etmelerini, aksi takdirde Allah’ın kendilerini azaba uğratacağını belirterek kavmini bu azaba karşı da uyarmıştır. Ancak sapkın Ad kavmi, tüm çağrılarına rağmen Hz. Hud’a karşı gelmiş, onun kendilerini çağırdığı yola tabi olmayı kabul etmemişlerdir. Kavmin kendilerine azap getirecek olan bulutu gördükleri, ancak bunun gerçekte ne olduğunu anlayamadıkları ve bir yağmur bulutu sandıkları belirtilmektedir. Çünkü çöl kumunu kaldırarak ilerlemekte olan bir kasırga da uzaktan bir yağmur bulutuna benzer. Ad kavmi insanlarının da bu görüntüye aldanmış ve azabı fark etmemiş olmaları mümkündür. (En doğrusunu Allah bilir.) Nûh Tûfânı’ndan sonra ilk helâk edilen kavim, Hûd -aleyhisselâm-’ın bu Âd kavmi oldu. Ad kavminin kalıntısı olduğu düşünülen “Kumların Atlantisi Ubar” da, metrelerce kalınlıktaki bir kum tabakasının altından çıkarılmıştır.

Hicr Halkı veya Semud kavmi. Aslında aynı kavim oldukları tahmin edilmektedir; Nitekim Semud kavminin bir başka ismi de Ashab-ı Hicr’dir. Semud kavmi Hz. Salih’in tüm uyarılarına rağmen Allah’ın varlığı (Allah’ı tenzih ederiz.) ve Hz. Salih’in peygamberliği hakkında kuşkulara kapılmaktaydı. Hz. Salih Kendisine itaat edip etmeyeceklerini denemek için kavmine, sahip oldukları suyu bu dişi deve ile paylaşmalarını ve ona zarar vermemelerini söyledi. Kavminin Hz. Salih’e cevabı ise, bu deveyi öldürmek oldu. Semud kavmi kendilerine deneme olarak gönderilen dişi deveyi öldürdükten sonra hemen azaba uğratılmamıştır. Allah, inkar edenlerin kurdukları hileli düzenleri boşa çıkartmış ve Hz. Salih’i kötülük yapmak isteyenlerin ellerinden kurtarmıştır.

Lut kavmi (sodom). Lut kavmi dünyada daha önce kimsenin yapmadığı sapık işleri, ahlaksızlıkları yapıyor, eşcinsel davranışlarda bulunuyor, azgınlıkta birbirleriyle yarış ediyorlardı. Kendi eşlerini bırakıp erkeklerle şehvetli isteklerini gerçekleştiriyorlardı. Hz. Lut, Hz. İbrahim’e komşu kavimlerden birine elçi olarak gönderilmişti. Hz. Lut, onlara bu sapıklıktan vazgeçmelerini söylediğinde ve onlara Allah’ın ilahi tebliğini getirdiğinde onu yalanladılar, peygamberliğini inkâr ettiler ve sapıklıklarına devam ettiler…  Hz. Lut’a bu sözlerinden vazgeçmezse kovulacağını, eğer doğru söylüyorsa Allah’ın azabını getirmesini istediler. Allah oraya lanetini gerçekleştirmesi için meleklerini görevlendirmişti. Melekler bu kavme yakışıklı erkek kılığında gelmişlerdi. Hz. Lut kavmini onlarla tanıştırdığında onlar bu erkek suretindeki meleklere tecavüz etmeye kalkmışlardı. Melekler Hz. Lut’a karısı dışında ailesini gece buradan alarak uzaklaşmasını emretmişti. Çünkü karısı da lanetliler arasındaydı. Bunun sonucunda da kavim, korkunç bir felaketle helak edildi. Hz. Lut’un yaşadığı bu şehrin, Eski Ahit’te geçen ismi Sodom’dur. Kızıldeniz’in kuzeyinde kurulmuş olan bu kavmin aynı Kuran’da yazılanlara uygun bir şekilde helak edildiği anlaşılmıştır. Yapılan arkeolojik çalışmalardan anlaşıldığına göre şehir, İsrail-Ürdün sınırı boyunca uzanan Tuz Gölü’nün (Ölü Deniz) yakınlarında bulunmaktadır. Kuran’da anlatılan Lut Kavmi ile ilgili olay, tahminlere göre yaklaşık MÖ 1800 yıllarında olmuştur. Lut Kavminin uğradığı felaketin teknik yönü, jeologların araştırmalarından anlaşılıyor. Buna göre, Lut Kavmini yok eden deprem, oldukça uzun bir yerkabuğu çatlağı (fay hattı)nın sonucunda oluşmuştur. Şeria Nehri’nin yatağını oluşturan 190 kilometrelik mesafe boyunca Şeria Nehri toplam 180 metrelik bir çökme gerçekleşmiştir. Bu durum ve Lut Gölü’nün deniz seviyesinden 400 metre alçak olması, burada bir zamanlar büyük bir jeolojik olayın meydana geldiğini gösteren önemli delillerdendir.

Pompei’nin helakı, Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla gerçekleşmişti. Vezüv Yanardağı, İtalya’nın, özellikle de Napoli kentinin sembolüdür. Yaklaşık, 2000 yıldan beri suskun olan Vezüv “İbret Dağı” şeklinde adlandırılır. Vezüv’ün bu şekilde tanımlanması boşuna değildir. Ünlü Sodom ve Gomorra kentlerinin başına gelen felaketle, Pompei faciası birbirine çok benzemektedir. Pompei antik kentinin deniz kenarında çok güzel bir yerde bulunduğu, Ticaretin ise üst düzeyde olduğu, şehirde halkın elit kesimi ile birlikte aydın kişiler ve çok zenginlerin yaşadığı yapılan kazılarda çıkanlardan anlaşılmıştır. Ayrıca Pompei, eğlencenin başkenti ve kumar merkezi olduğu, şehirde bulunan kölelerin dövüş adı altında başka köleler tarafından, sırf zenginlerin eğlenmesi için Geceleri muazzam dövüşlerin düzenlenerek öldürüldüğü tespit edilmiştir. Spartaküs dizisini izleyenler hatırlayacaktır orada yaşananlar Pompei de yaşananlar gibiydi. Zevk, sefa, fuhuş, kumar, alkol, eşcinsellik hat safhada olan ve günah dolu Pompei, vahşet ve insanlık dışı her şeyin yaşandığı, şehirde adam başı fuhuş evleri olduğu görülüyordu. Buda Pompei’nin sapıklıktan helak olan kavimlerden biri olduğunu göstermektedir. Vezüv’ün batı yamacında Napoli, doğu yamacında ise Pompei kenti yer alır. Yaklaşık 2000 yıl önce yaşanan bir lav ve kül felaketi, bu kentin insanlarını ani bir biçimde yakalamıştı. Felaket öylesine ani olmuştu ki, herşey 2000 yıl öncesinde olduğu gibi kaldı. Tarihi kayıtlar, şehrin yok olmadan önce tam bir sefahat ve sapkınlık merkezi olduğunu gösteriyordu. Pompei’nin eski yerinde bugün olaylar pek fazla değişmiş değil. Napoli’nin sefahat mahalleleri, Pompei’den hiç aşağı kalmıyor. Kapri Adası, eşcinsellerin ve çıplakların kamp yaptıkları bir üs durumunda. Kapri Adası turizm reklamlarında “Eşcinseller Cenneti” olarak tanımlanıyor. Sonuçta, yine bölge halkının aynı tür bir yaşamı seçtikleri görülüyor.

Nuh Kavminin önde gelenleri Hz. Nuh’u, onlara karşı üstünlük elde etmeye çalışmak, yani kişisel çıkarlar aramak gibi basit bir suçlamayla karalamaya çalıştılar ve ona “deli” damgası vurmak istediler. Onu gözetlemeye, baskı altında tutmaya karar verdiler. Tahmin edilecektir ki bu kavimde de sapkınlık, kibir ve Allah’ın varlığına inanmama söz konusuydu. Bunun üzerine Allah Hz. Nuh’a, inkâr edip zulmedenlerin suda boğularak azaplandırılacağını ve iman edenlerin kurtarılacağını haber verdi. Sözü edilen azap vakti geldiğinde, yerden sular ve coşkun kaynaklar fışkırdı ve bunlar şiddetli yağmurlarla birleşerek dev boyutlu bir taşkına neden oldu. Yapılan arkeolojik, jeolojik ve tarihi çalışmalar olayın Kuran’da anlatıldığı şekilde meydana geldiğini göstermektedir. Eski çağlarda yaşamış birçok uygarlığa ait tabletlerde ve elde edilen birçok tarihi belgede, tufan olayı, kişi ve yer isimleri farklılık gösterse de, çok büyük benzerliklerle anlatılmış ve “sapkın bir kavmin başına gelenler” bir ibret kaynağı olarak çağdaşlarına sunulmuştur. Nuh kavminin uğradığı tufanın bulunduğu bölge mi yoksa tüm dünyayı mı kapladığı konusunda hala bir görüş ayrılığı bulunmaktadır. Bununla ilgili yayınlayacağım bir video da bu konulara değineceğim.

Sebe Halkı, Ad Kavmi bölümünde bahsettiğimiz, Güney Arabistan’da yaşamış olan dört büyük uygarlıktan birisidir. Bu toplumun refah seviyesi çok yüksekti. Kuvvetli ve kalabalık orduları vardı. MÖ 24 yılında başkenti Marib’e sefer yapan dönemin tartışmasız en güçlü devleti olan Roma İmparatorluğu’nun Mısır valisi Marcus Aelius Gallus yönetimindeki bir ordusunu ağır bir yenilgiye bile uğratmıştı. Sebe, ılımlı bir politika izleyen, ancak gerektiğinde şiddet kullanmaktan da çekinmeyen güçlü bir devlet tablosu çiziyordu. Gelişmiş kültürü ve ordusuyla Sebe devleti, tam anlamıyla zamanında o bölgenin bir “süper gücü” idi. Halk eğlenceye düşkün, gösteriş meraklısıydı. Yüksek binaları, kaleleri ve barajları ile övünüyorlardı. İleri teknoloji ve sahip oldukları refah onlara Allah’ı unutturdu. Sebe halkı verilen nimetlere şükretmeyip, her şeyi kendilerinden bildiler. Halk güneşe ve aya tapıyordu. Hz. Süleyman bunları Hakka davet etti. Güneşe aya değil Allah’a tapmalarını ve ona kulluk yapmalarını anlattı. Halk davete uymadı .Arim seliyle beraber gelen felaketten sonra bölgede çölleşme başlamış ve tarım alanlarının yok olmasıyla Sebe kavminin en önemli gelir kaynağı da ellerinden çıkmıştı. Allah’ın kendilerini iman etmeye ve şükretmeye çağırmasına kulak asmayan halk, sonunda böylesine bir felaketle cezalandırıldı. Selin verdiği büyük tahribattan sonra kavim çözülme sürecine girdi. Sebe halkının yaşadığı ve artık tümüyle ıssız bir harabe konumuna gelmiş olan Marib, şüphesiz, Sebe Halkıyla aynı hatayı işleyen herkes için bir ibrettir.

Eski Mısır medeniyeti, Mezopotamya’da aynı tarihlerde kurulmuş şehir devletleriyle birlikte, tarihin en eski uygarlıklarından biri ve döneminin en ileri sosyal düzenine sahip organize devleti olarak bilinir. MÖ 3000’ler civarında yazıyı bulup kullanmaları, Nil nehrinden faydalanmaları ve ülkenin doğal yapısı sayesinde dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı korunmuş olmaları Mısırlılar’ın sahip oldukları medeniyetin ilerlemesine büyük katkıda bulunmuştu. Ancak bu uygarlık, Kuran’da inkar sisteminin en açık ve net tarif edildiği “firavun yönetiminin” geçerli olduğu bir medeniyetti. Büyüklük taslamış, sırt çevirmiş ve inkar etmişlerdir. Bunların neticesinde de ileri medeniyetleri, sosyal ve siyasal düzenleri, askeri başarıları onları helak olmaktan kurtaramamıştı. Mısır topraklarının idaresi, paylaştırılması, gelirleri kısacası ülke sınırları içindeki her türlü mal ve hizmet üretimi firavun için gerçekleştiriliyordu. Yönetimdeki mutlakiyet, ülkenin yöneticisi olan firavunu, her dilediğini yaptırabilecek bir güç sahibi kılmıştı. Henüz ilk sülalenin kurulmasıyla birlikte, Mısır’ın ilk kralı olan Menes döneminde, Nil suyunun kanallar vasıtasıyla halka ulaştırılmasına başlanmış, ayrıca ülkede yapılan üretim kontrol altına alınarak tüm mal ve hizmet üretiminin krala aktarılması sağlanmıştı.

Firavun’un, çevresinin ve halkının ilâhı mesajı kabul etmeyecekleri, zulüm ve işkencelerinin sona ermeyeceği kesinlik kazanınca Hz. Musa (as)’a İsrailoğullarını bir gece Mısır’dan çıkarması emri verildi (Şuarâ, 26/52). Durumu öğrenen Firavun hemen harekete geçerek büyük bir ordu topladı (Şuarâ, 26/53). Amacı, İsrailoğullarını bütünüyle yok etmekti. Ama Allah’ın da bir hesabı vardı. Firavun ve ordusu, Hz. Musa (as) ve İsrailoğullarına yol vermek için yarılan Kızıldeniz’in yeniden birleşen suları içinde yok olup gitti (Şuarâ, 26/60-66). Böylece Allah, Firavun ve halkını tapınırcasına sevdikleri şeylerden; çeşmelerden, bahçelerden, hazinelerden, o güzel yerlerden çıkardı ve bunları İsrailoğullarına miras yaptı (Şuarâ, 26/57-59). Zorba Firavun, Kızıldeniz’in suları arasında artık her şeyin bittiğini, boğulacağını anlayınca, “Gerçekten İsrailoğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım; ben de Müslümanlardanım.” dedi, ama iş işten geçmişti. “Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştur.” denildi. Cesedi, gelecek nesillere ibret olması için denizden kurtarılarak bir tepeye atıldı. (Yunus, 10/90-92).

Videoyu sonlandırmadan önce şunları söylemek istiyorum. Semavi Dinler ve öncesinde Allah halklara ve kişilere birçok yönden uyarılar yapmış ve onları doğru yola teşvik etmeye davet etmiştir. Bu davete uymayanlar helak olmuşlardır. Günümüzde ise artık tüm toplumları büyük bir yok oluş beklemektedir.  İster inanın ister inanmayın ama bu son kaçınılmazdır. Kıyamet mutlaka kopacaktır. Hangi milletten olursanız olun kötülükten sapkınlıktan uzaklaşın. İman edin. İnsanlar, hayvanlar ve diğerlerine zulüm, baskı ve eziyet etmektense onları kucaklayın. Çünkü sizin öteki aleme götüreceğiniz en büyük hazineniz bunlar olacaktır. Bu videonun devamı niteliğinde olacak lanet 2 beddua ve büyü konusu üzerinedir. Bir sonraki video da görüşmek dileğiyle…


Like it? Share with your friends!

1
1 share, 1 point

What's Your Reaction?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
1
lol
omg omg
1
omg
win win
3
win

0 Comments

Send this to a friend