Beyin Yakan Reptilian Filmi,Çok Şaşıracaksınız…


0

14 Haziran 2019 tarihinde vizyona çok ilginç bir film girdi. Türkiye’de yayınlanmayan bu film birçok miti birbirine hadi canım sende yok artık diyecek şekilde bağlantı kurarak izleyiciye sundu. İmdb de 3500 kişinin oyuyla ortalama 5.0 alan bu film pek ilgi çekmemiş gibi gözükse de sizlere içeriğinden bahsettiğimde bu tarz konuları merak eden izleyicilerin bir hayli ilgisini çekeceği kesin.

Videoya başlamadan önce bu filmin içeriğinden bahsedeceğimden ister istemez spoiler vermek zorunda kalacağım. Eğer filmi merak eden izleyiciler varsa ilk önce filmi izlemesini tavsiye ediyorum. Daha sonra kanalıma tekrar gelerek değerli yorumlarını yapabilirler. Keyifli seyirler diliyorum.

                Evet bahsedeceğim filmin ismi iron sky the coming race. Bu tarz filmlerin önemi aradan yıllar geçtikten sonra farkediliyor ve insanlar bunları öğrendiklerinde bu zamana kadar neden haberimiz olmadı diye kendilerini sorguya çekiyorlar. Yakın zamanda yaşanan bir olayla alakalı örnekle konunun önemine vurgu yapalım. Bilindiği üzere 15 Nisan 2019 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan Notre Dam Katedralinde yangın çıktı. Söz konusu yangın dünyada büyük ses getirirken sosyal medya da bir anda gündem olan bir video ortaya çıktı. I pet goat 2 evet video 2013 yılında yayınlanmıştı. Videonun içinde o kadar çok mesaj vardı ki “gelecek tesadüflere bırakılmayacak kadar değerlidir” sözünün kanıtı niteliğindeydi. Bu videonun sonunda deccal uyanıyordu ve arkasında notre dam katedralinin yıkılışı gösteriliyordu. Ne tesadüftür ki videodaki yıkılış şekli ile yangının olduğu zaman katedralin yıkılış şekli aynıydı.  Videonun devamında dünyanın yok oluşuyla alakalı sahnelerle video son buluyordu. Bu video ve içindeki sırları internette birçok kişi işlediği için ben fazla üzerinde durmayacağım. Konumuzun önemine binaen anlatmaya çalıştığım bir örnekti.

Filmimize tekrar geri dönersek;

Serinin 2012 yılında yayınlanan ilk filminden kısa bir özet geçelim. 1945 yılında 2. Dünya savaşının sonunda alman bilim adamlarının Antarktika’daki gizli bir merkezde icat ettikleri uzay gemilerini ayın karanlık yüzüne doğru yollar. Aya giden grup black sun yani kara güneş isimli bir tesis kurar ve yaşamlarını burada gizlice sürdürür. Zamanı geldiğinde tekrar dünya ya gelerek burayı ele geçirmeye çalışacaklardır. Filmin konusu böyle. Bu film aslında Nazilerin vril projesini anlatan bir filmdir. Malum sorunun akla düşeceğinden kanaatle bununla ilgili kısa bilgi vereyim.

Vril, Nazi Almanyası‘nın ürettiği iddia edilen uçan daire modelidir.

Almanlar II. Dünya Savaşı’nın başında özellikle Hitler’in teşvikiyle dünyada; II. Dünya Savaşı’nda fayda sağlayacak önemli olay, buluş ve icatları araştırmak üzere bir ekip toplar. Bu ekip Ağrı Dağı yakınlarındaki bir efsaneyi araştırmak için Türkiye’ye gelir. Çevre sakinlerinin anlattığına göre etrafta uçan daire şeklinde dolaşan bir cisim Ağrı Dağına düşmüştür. Hemen kazı çalışmalarına başlayan ekip kısa zamanda bahsedilen uçan daireye ulaşır. Rivayete göre uçan daire havada dönmekte ve herhangi bir fiziki müdahaleye karşı çabucak tepki vermekteydi. Almanya’ya büyük bir gizlilik içerisinde götürülen uçan dairenin, yapılan incelemeler altında, bir Alman versiyonu üretilir. İsmi Vril olan bu insan yapımı uçan daire yüksek hızlara ulaşabilmekte ve az yakıt harcamaktaydı. Ancak manevra kabiliyeti yüksek olmadığı için savaş esnasında pek bir yararı yoktu. Daha sonra projeyi üstlenen ve çalışmaya isimlerini veren Vril adlı örgütle Vril uçan daireleri geliştirilmeye başlandı. II. Dünya Savaşı’nın Almanlar tarafından kaybedilmesinin ardından Vril ve daha sonra üretilen Haunebu isimli uçan dairelerin konfigürasyonu şeklinde üretilen bir uzay gemisi üretilir ve bu konfigürasyona Vril -7 (2) “Vril-Odin” ismi verilir. Daha öncesinde Vril örgütü telepatik ilişkilerle 68 ışık yılı uzaklıkta bulunan ve Aldebaran denilen takımyıldızındaki canlılarla iletişim kurduklarını söyler. İttifak yaptıklarını ve onların üstün savaş gücünü dünyaya getirip savaşta kullanabileceklerini hükümete anlatır ve Aldebaran‘a gitmek için izin isterler. Hitler ve hükümeti ise zaten yenildikleri için Vril örgütüne izin verir. Çeşitli rivayetlere göre Vril -7 (2) “Vril-Odin” uzay gemisi 25 yıl süren yolculuğunu tamamlar ve Aldebaran‘a ulaşır. Geride kalan Naziler ise, büyük çoğunluğu gençler ve mühendislerden oluşan kısım, Ayın karanlık yüzüne gider ve burada bir üs kurarlar.

Bu konuyu merak edenler internetten daha geniş çaplı bir araştırma yapabilirler.

Devam edelim…

Filmin sonunda dünyadaki devlet başkanları büyük bir tartışma içerisine girer ve sonuç olarak dünya nükleer bir savaşa maruz kalır ve yaşanmaz bir hale gelir. İnsan ırkına ne olduğu ve diğer sırlar ise 7 yıl sonra vizyona girecek 2.filme saklanmıştır. 2 film arasındaki zaman ne kadar da uzun öyle değil mi?

                Gelelim videomuzun da konusu olan serinin 2. Filmine. Yine bu filmin konusu ile alakalı kısa bir özetle başlayalım. Iron Sky: The Coming Race, insanlığı kurtarmak için savaşmak zorunda kalan bir topluluğa odaklanıyor. Nükleer savaş sonrası yaşanmaz bir hale gelen dünyada, insanlığın son sığınağı Naziler’in Ay’daki üssüdür. Ancak burada da yaşam insanlar için pek de iyi değildir. Yaşam koşullarının gittikçe daha kötü bir hal alması, insanları yeni yer arayışına sürükler. İnsanlar, son çare dünyanın merkezinde bulunan gizli bir şehre yerleşmeye karar verir. Tam da bu sırada beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalırlar. İnsanlığın kurtulması için öncelikle karşılarına çıkan Vril’in öncüsü olduğu şekil değiştirebilen sürüngenler ırkı ve onların dinozor ordusu ile savaşmak zorunda kalır.

                Evet serinin 2. Filmi Vril’in öncüsü olduğu şekil değiştiren sürüngenler yani reptilianlar üzerine kurulmuş. Buraya kadar her şey normal. Fakat filmi ilginç kılan durum ise bundan sonra başlıyor aslında. Reptilianlar dünyada yaşanan neredeyse bütün olaylarla ilişkilendirilmiş. Konu dinozorların olduğu döneme kadar gidiyor.  Dünya’da dinozorların bulunduğu çağda bir uzay gemisi dünyaya iniyor. Dünya’da tek gelişmiş canlı türlerinin kendileri olduklarını öğrendiklerinde kendilerine bir gelişmiş köle yapmaya karar veriyorlar. Bunun içinde filmde Darwin’in evrim teorisine atıfta bulunurcasına maymunlara kendi özel maddesi olan vrilyayı, elmaya enjekte edip maymuna yediriyorlar. Bu madde evrimi hızlandırıp maymunları insana çeviriyor. Buradaki elma simgesinin önemi maymunların isimlerinin Adem ile Havva olmasıyla ayrı bir boyut kazanıyor.

Devam edelim;

                Dinozorlar çağında dünyaya çarpan göktaşı bu uzaylı varlıkların planlarını değiştiriyor ve yer altına saklanıyorlar. Yeraltı içinde oluşturdukları şehre de Agartha deniyor. Bu şehrin giriş yerlerinden biri de Antarktika.. Reptilianlar yeraltında binlerce yıl kalıyorlar. Ta ki dünya düzelene kadar. Filmde yeraltında kaldıkları zaman zarfında vrilya dedikleri özel maddeyi kutsal kase tarafından üretiyorlar.  Filmde oyuk dünya teorisi ve kutsal kase ilişkilendirilmiş. Bunlardan biraz bahsedelim. Oyuk dünya teorisi dünyanın merkezinde var olduğu düşünülen yeni bir dünya olarak adlandırılır. Yerkürenin iç kısmında büyük bir boşluk veya oyuk olduğunu ileri süren bu görüşe göre, gezegenin merkezinde var olduğu düşünülen eriyik bir magma kütlesi değil, yerküre üzerindeki manyetik alanın oluşmasını sağlayan büyük bir boşluk bulunmaktadır.”

“Ayrıca, bu boşluk içerisinde, ‘iç güneş’ (inner sun) adı verilen bir enerji kaynağı da vardır. Bu teorinin var olduğunu savunduğu boşluğa giriş için belli mağaralar veya tüneller var olup, en geniş giriş noktaları, dünyanın kuzey ve güney kutup bölgelerindedir.” Filmde ise enerji kaynağını oluşturan şeyin kutsal kase olduğundan bahsetmiştim. Kutsal kase ile ilgili teorilerden biride ölümsüzlüğü simgeliyor oluşudur. Nitekim filmde de bu konu işlenmiştir. Reptilianların ölümsüz olması bu kutsal kâse de üretilen vrilya dan kaynaklanmaktadır.

Reptilianları yerin altında bırakalım ve yukarıda neler oluyor onlara bir bakalım.

                Reptilianların maymunlara yedirdikleri elma sonrası maymunların evrimleri hızlanıyor ve maymunlar insana dönüşüp yeryüzündeki gelişmiş yaşam formları oluyorlar. İnsanları oluşturan reptilianlar onların dünyanın hâkimi olmasından rahatsız olup yeryüzüne çıkarak insan şekline dönüşüp insanlığı yönetmeye başlıyorlar.  Bu yönetimin sonuçlarıysa tam bir facia. Birazdan bahsedeceğim. Filmde Dünyayı yöneten reptilian grubunun gösterildiği sahne daha da ilginç. Hz. İsa’nın 12 havarisi ile son akşam yemeği tablosundaki benzer bir senaryoyu bu filme aktaran yapımcılar, Hz. İsa ve havarileri öyle farklı bir şekilde işlemiş ki resmen insanın beyni yanıyor. Ekrandaki şu isimlere bir göz atıp bazıları hakkında bilgiler verelim.

Hz. İsa’yı temsil eden Hitler şekline girmiş Reptilian. Alman Nazi Partisi lideri. 1934-1945 yılları arasında Almanya’nın tartışmasız tek diktatörüdür. Amacı Yahudilerden kurtulmak ve Avrupa’da hegemonya kurmaktı. Döneminde Alman endüstrisi büyük bir ivme kazanmış ve korkunç boyutlarda silahlanmıştır. 6 milyon Yahudi olmak üzere 17 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olmuştur.

Görüntünün ortasında hitlerin solunda olan kişi ilk filmden de hatırlayacağınız üzere Amerika başkanı. Amerika’nın Dünyaya neler yaptığından bahsetmeye gerek görmüyorum. Günümüzde bile Amerika dendiğinde akla nelerin geldiğini sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Başkanın görüntüde en sol tarafta atıyla beraber duran kişiye yaklaşarak Caligula diye seslendiği görülüyor. Caligula hakkında kısa bilgi verelim. Atına aşırı düşkün olan Caligula’nın atıyla birlikte gösterilmesinin nedeni de bu. Caligula Atını o kadar seviyordu ki onun için saray bile yaptırmıştı. Bunun dışında gelmiş geçmiş en kötü insan olarak lanse edilen bu kişi, öldürmeye doymayan sapık birisiydi. Kendi kız kardeşleri ile ensest ilişkiye girmiş ve kardeşini hamile bırakmıştır. İşkence onun için bir zevkti. İşkence gören insanları izlemekten haz duyar, hatta bu işkenceleri halka açık olarak yaptırmak zevkini katlardı. Bu adam için anlatılacak o kadar çok şey var ki ben kısa kesiyorum.

Caligula’nın hemen yanında bulunan kişi Joseph Stalin.

Komünist Parti’nin ilk genel sekreteridir. Lenin’in ölümünden sonra 1924′te Sovyet lideri olur. İktidara gelir gelmez Sovyetleri sanayileştirmek adına tarım üretimini yok eder ve korkunç bir kıtlığa sebep olur. Ukrayna’da açlıktan öldürdüğü insan sayısı 10 milyondan fazladır. 1930′ların sonuna doğru “Büyük Temizlik” adını verdiği bir girişim yapar.  Bu girişim, kendisine muhalif insanları ortadan kaldırdığı paranoyak bir kampanyaya dönüşmüştür. Stalin’in parti konuşmalarında, kendisini 32 dişini göstermeden alkışlayan delegeleri bile öldürttüğü söylenmektedir. 1939 yılında Hitler ile saldırmazlık anlaşması yapar ama Hitler bu anlaşmaya uymaz. Bunun üzerine Sovyetler müttefiklere katılır ve savaş esnasında 23.9 milyon insan ölür.

Stalin ’nın hemen yanında bulunan kişi papa 2. Urban ve hemen yanındaki de Usame bin ladin. Haçlılar ve cihatçılar olarak tanıtılan toplulukların başında bulunan kişilerin yüzyıllar boyunca aynı ideolojiler için insanların ölmesine katkıda bulunduklarından bahsediliyor.

                Görüntünün ortasında hitlerin sağında duran kişi ise Mark Zuckerberg Facebook’un kurucusu. Mark için Amerika başkanının söylediği sözlerde oldukça dikkat çekiciydi. Sosyal medya sayesinde insanların ilgisini bir yere çekmeyi başardığını ve seçimlerde Amerikan başkanı olarak seçilmesinde çok yardımcı olduğunu söylemesi de ilginçti. Bilindiği üzere Facebook Cambridge Analytica skandalı ile seçim manipülasyonu yapmış ve oyların Trump lehine sonuçlanmasına yol açmıştı. 50 milyon insanın bu olaydan etkilendiği söyleniyor. Şirketin Ceo’su da bunu doğrular nitelikte “Trump’ın seçilmesinde önemli rol oynadık” ifadesini kullanmıştı. Günümüzde sosyal medya araçları insanları öldürmese de önemli bir yönlendirici konumundadır.

              Moğol imparatoru Cengizhan

Tarihçiler açısından büyük tartışma konularından biri de Cengiz Han döneminde Moğolların gerçekten kaç kişi öldürdüğüdür. Birçok tarihçi bu rakamın yaklaşık 40 milyon olduğunu ifade ediyor. Tarihi kayıtlarda Cengiz Kağan zamanında Çin nüfusunun onlarca milyon insan düştüğü gözüküyor. Harezmi İmparatorluğu’na yaptığı seferde ise imparatorluk nüfusunun dörtte üçü hayatını kaybetti. Toplamda ise Moğol saldırılarının dünya nüfusunun yüzde 11’ini öldürdüğü kabul ediliyor. Bugün aynı orana ulaşmak için yaklaşık 770 milyon insanı öldürmek gerekiyor.

                İdi amin

Uganda kasabı olarak adlandırılan bu kişi iktidara geldiği andan ülkesinden kaçtığı zamana kadar 400bin insanın ölümünden sorumlu olduğu söylenmekte.

        Mao Zedong

Çin Komünist Devrim’i lideri, iktidarının ilk beş yılında 5 Milyondan fazla insanı idam ederek veya işçi kamplarına göndererek öldürdü.v“İleri Büyük Atılım” ve “Kültür Devrimi” adını verdiği iki adet sosyal programı vardı. Birinci hedef Çin’i süratle endüstriyelleştirmek. Bu programların uygulama safhasında 20 milyondan fazla insan açlıktan öldü. Sonrasında “Sosyalist Eğitim” hamlesi adı altında kendisine muhalif entellektüelleri öldürmeye başladı. Bu program sonucunda 4-7 milyon arasında insan öldü. 100 Çiçek Harekatı ile 30 milyon insanın bir kaç ay içinde açlıktan ölmesine neden oldu. Katlettiği insan sayısı 50 milyondan fazladır. İnsanlık tarihinin en kanlı diktatörüdür.

Film dünyayı yöneten reptilian grubunun insanları yönetmek için katliam yapmaktan çekinmeyeceğini anlatmaya çalışmıştır. Ayrıca kısa bir sahnede Putin’in de reptilian olduğunu belirtmişlerdir.

                Filmde dinle alakalı ilginç bir sahne daha vardı. Dinlerin kapalı bir sistem olduğu insanların belli kalıpların içerisine sokularak kontrol edildiği bir şey olarak anlatılıyordu. Bunun için kullandıkları örnek daha da ilginç. Apple. Evet filmde Steve Jobs dini olarak atıfta bulunulan dine Apple’ın kapalı ekosisteminden komik örnekler verilerek devam ediliyordu. Bir nevi dinlerle dalga geçilerek dinlerin gereksiz bir olgu olduğu düşüncesi empoze ediliyordu.

                Her filmin sonunda olduğu gibi bu filmde de yine insanlık kazanıyor. Fakat film ince mesajlarla izleyicilerin beynine müdahale etmekte geride kalmıyor. Dinin kurgu olduğu, insanlığın Allah tarafından yaratılmadığı ve insanların uzaylı varlıklar tarafından maymunlardan evrildiğini, katliamların ve işkencelerin bir kural dahilinde yapıldığı ve buna benzer birçok mesajla insanların beynini yıkamaya çalıştığı aşikâr. Film kendini komplo teorilerinden esinlenilmiş, karanlık bir bilim kurgu komedisidir diye adlandırmış. Fakat film içeriği ve bahsettiğimiz konular bize hiç komik gelmedi.  Sizlerin de bu konu hakkındaki görüşlerini yorum kısmında okumak isterim. Bir sonraki videoda görüşmek dileğiyle…


Like it? Share with your friends!

0

What's Your Reaction?

hate hate
1
hate
confused confused
1
confused
fail fail
1
fail
fun fun
1
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
1
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
3
win

0 Comments

Send this to a friend