Alice 2.0 Birileri Yine Sınırları Zorluyor… İnsan Yaratma


0

İnsanoğlu. Geçmişi hangi zamana dayandığı bilim adamları tarafından ortaya çıkarılmaya çalışılan, Dini kitaplarda ise Hz. Ademden itibaren dünyada var olduğuna inanılan mükemmel varlık. İnsanoğlunun geçmişi hakkında bilgiler araştırıla dursun Geçmişten günümüze insanoğlu dünya şartlarına adapte olabilmek için bedenen birçok değişime uğrayarak günümüze kadar geldi. Bu değişim esnasında insanoğlunun aktif olan bazı organları günümüz şartlarına adapte olarak pasifize olmuşlardır. Bu organlar; Palmaris longus kası ,Darwin yumrusu, Kuyruk sokumu, Üçüncü gözkapağı, tüylerin diken diken olması, Avuçlama refleksi,20 yaş dişleri, apandisit, ve diğerleri

Zaman ilerledikçe adaptasyonuna devam eden insanoğlunun vücudundan rahatsız olan bir profesör Mükemmel olarak yaratılan İnsan vücudunun kusurlu yaratıldığını iddia ederek yeni bir insan modeli yaratma rolünü üstlendi. Profesör Alice Roberts İnsanda kusurlu olan organların yerine hayvanların üstün olan taraflarının insanlara uyarlanması fikrine dayandırılan süper insan modeli oluşturdu. Oluşturulan bu insan modeline ise kendi ismine ithafen alice 2.0 adını verdi. Kulağa değişik bir durummuş gibi geliyor olabilir. Fakat dünyada insanın kusurlu yaratıldığı fikrini benimseyen bir kesim var ve bu tarz çalışmalar gerçekten destekleniyor. Hatta gizli güçler tarafından fonlanarak çalışmaların daha profesyonel bir şekilde yapılması amaçlanıyor. 2012 yılından itibaren bu konuda araştırmalar yapan Profesör Alice Roberts bu konuda kendisine verilen destekle beraber oluşturduğu ilk prototipi 2018 yılında Londra’daki Bilim Müzesinde sergiledi.  Ortaya çıkan şeyin yorumunu sizlere bırakıyorum. Biz vakit kaybetmeden insanda gerçekleştirilmek istenen değişikliklerin neler olduğundan bahsetmeye başlayalım. Keyifli seyirler diliyorum…

Anatomi uzmanı Alice Roberts Atalarımızdan bize kadar gelen insan anatomisinin çeşitli kusurlar ve ufak tefek teknik sorunlarla beraber geldiğini belirterek bunları şöyle sıralıyor…

Kulaklarımızın sağır olması, kendi boğazımızın bizi boğması, derimizin yaşlandıkça hasar görmesi, dizlerimizin vücut ağırlığımızı taşıma konusunda çok başarılı olmaması gibi…

Peki hayvanlar krallığındaki diğer canlılar derdimize deva olabilir mi?Bu konuda uzun süredir araştırma yapan profesörün araştırmaları karşılık buldu ve Londra’daki Bilim Müzesi Dış İlişkiler Direktörü Roger Highfield tarafından alice 2.0 projesi için görevlendirildi.

Highfield “Alice’e, uzun süredir insan vücudundan şikayet ediyorsun, sızlanıp duruyorsun. Lafı bırakıp icraate bakmanı istiyorum senden. Kendi bedenindeki kusurları bul, ‘Mükemmel Alice’i yarat. Gerçek boyutlarda bir maket ortaya çıkar ve ‘Mükemmel sen’, burada milyonlarca kişiye sergilensin.” Diye belirtmişti.

Bu teklifi büyük bir zevkle kabul eden profesörün 2012 yılından beri yaptığı çalışmaların meyvesini ortaya çıkarması için 3 ayı vardı. Bu 3 ay içinde hayvanlardaki en iyi tasarımları kullanacak, dünyanın en iyi anatomi sanatçıları ve görsel efekt uzmanlarının yardımıyla kendi vücudunu baştan yaratacaktı…

İlk durak anatomi sanatçısı Scott Eaton’ın tasarım atölyesi. Scott sanat projeleri ve CGI (Bilgisayar üretimli imgeleme) film endüstrisi için sanal maketler tasarlıyor. İlk iş, 100’den fazla kamerayla çevrili bir platformda, 3 farklı boyutta profesörün fotoğrafını çekmek. Ardından hastanede, MR ve röntgenlerle profesörün vücudunun detaylı bir analizinin yapılması.

İşte burada vücuttaki kusurlardan ilki keşfediliyor: Omurgada disk kayması başlangıcı…

Bakalım Alice yeni insan vücudunu nasıl tasarlayacak…

Profesör hayal ettiği ağrısız sırt için şempanzelerin bize fikir verebileceğini belirtiyor. Her ne kadar ben bu görüşe katılmasam da profesör insanların atalarının maymunlar olduğunu ve onlardan evrimleştiğimiz fikrini benimsiyor. Biz profesörün anlatımıyla devam edelim.

Şempanze omurgası

On milyonlarca yıl önce atalarımız olan maymunların omurgası yataydı. Evrimleşen vücutları önce büyüdü ve ağırlaştı, bedenleri dikleşti, iki ayak üzerinde tırmanacak hale geldi. Yaklaşık 7 milyon yıl önce ise atalarımız tırmanmaktan iki ayak üzerinde daha çok yürümeye geçti. Bu sırada omurga zayıfladı, uzadı, kıvrım oluştu.

Şempanzelerin bel omuru bizden çok daha düz ve kısa, leğen kemiği de daha kavrayıcı olduğu için omurga daha sabit. İlk adaptasyon hazır: Şempanzeden ilhamla düz ve güçlü bir omurga

Deve kuşu bacakları

Evrimle beraber atalarımız 4 ayaktan 2 ayak üzerine geçtiğinde, vücudun tüm ağırlığını diz eklemlerimize verir hale geldik.

Dize uygulanan güç büyük ve diz yapımız çok karmaşık. 45 yaşından sonra yüzde 20’mizde 70’li yaşlardan başlayarak da çeyreğimizde, kıkırdak dokunun zarar görmesi sonucu kireçlenme oluyor.

İki ayaklı devekuşları ise bizden farklı olarak çok iyi koşucular çünkü hem kasları ayakların hareketini hafifleştirip kolaylaştıracak kadar vücudun merkezine yakın, hem de şoku gideren büyük tendonları var.

Deve kuşu ayaklarını da Profesör kendine adapte ettiğinde ayaklarının tırmanmasına yarayan hareketliliğini kaybedeceğini bilmekte. Yine de bu durum dizdeki yükü azaltacak ve uzun yıllar hareketli kalınabilecek.

Gelelim bir diğer önemli organa

Köpek kalbi

İskelet sistemimiz tek kusurumuz değil. Kalbimiz en aktif kasımız ama diğer kaslardan farklı olarak hiç yorulmuyor. 90 yaşına gelene kadar 4 milyar kez atıyor. Çoğumuz ise bunu görecek kadar yaşamıyor.

Kardiyolog Alex Lyon’a göre kalbin en büyük sorunu, ona oksijen pompalayan arter damarlar:

“Kalp krizinin en önemli nedeni damar tıkanıklıkları. Kalbimize ulaşan ana damar, iki arter damara ayrılıyor. Kalbimize kan pompalayan 3 büyük damar var. Bizim sorunumuz şu: Kalpteki tüm kaslara kan tek damardan pompalanıyor. Bu büyük 3 damardan biri tıkandığında büyük bir kalp kriziyle sonuçlanabiliyor.”

Çok garip değil mi? Ama Alex’e göre köpeklerin kalp anatomisi bizimkinden çok daha etkin. Çünkü kalplerine kan pompalayan damarlar kollateral denilen tonlarca ince damar aracılığıyla bağlantı kuruyor. “Koroner kollateraller” denilen bu damarlar, ana damarlarda bir tıkanıklık olduğunda kalp krizi riskini önlüyor.

Ancak kalbi köpeğinkiyle değiştirmek vücutta çok daha fazlasını değiştirmek demek. Özellikle de bacaklardaki damarları. Biz yaşlandıkça dolaşım sistemi yer çekimine karşı koyamaz hale geliyor, kan bacaktaki toplar damarlarda toplanıyor ve varisler baş gösteriyor.

Peki ya bacaklardan geçen toplardamarın içindeki duvarlara kaslar yerleştirilirse? Bu duvara iki kapakçık ve pompa koyarak, damarlara ek küçük kalpler daha yaratmış olur, tasarım halindeki modelin scarpa üçgenine, yani uyluk kemiğinin ön bölgesinde yer alan üçgensel alana bunları ekleyebiliriz.

Doğum: Kanguru kesesi

Profesörün Karın bölgesindeki fıtık, vücudunun doğal bir mekanik eylemi kaldırmamasının sonucuydu: Hamileliğin. Ölümcül değil ama rahatsız ve bazen de ağrılı. Doğum belki de doğal süreçler arasındaki en tehlikelisi. Göbek fıtığı gebeliklerde çok sık görülen bir komplikasyon türü.

Bebeklerin büyük kafaları pelvisteki küçük aralığa sığmak zorunda. Ama kadınlar buna katlanmak zorunda değil çünkü “kuzenimiz” olan keseli memeliler büyüleyici bir alternatif.

Kanguru plasentalı memelilerden farklı olarak fasulye büyüklüğünde bir bebek doğuruyor. 7 haftalık bir insan embriyosu boyutundaki bu yenidoğan, gelişimini tamamlamamış gibi görünse de kemikleri gelişmiş. Kokuyu takip ederek kesenin içine tırmanıyor, memeye asılıyor, aylarca bırakmadan buradan besleniyor.

Profesör kendi vücudunun yeni versiyonuna, artık bir kese ekledi. Bununla beraber göğüslerinden vazgeçmesi gerekecek çünkü memeler keseye yakın olmalı. Rahat bir doğum, iyi bir fikir değil mi? Ama yeni karnın görünüşü profesörü biraz endişelendirmişe benziyor…

Kuşlar gibi nefes almak

Bir diğer organımız olan Akciğerlerimizden sadece tek yönlü solunum yapıyoruz, yani hava aynı şekilde giriyor ve çıkıyor. Kuşlardaki sistem ise farklı: Karın ve göğüs bölgesindeki hava keselerine doğru nefes alır ve akciğer yollarından tek yönlü olarak havayı verirler. Karbondioksitten kurtulmak ve kana oksijen toplamak için daha etkin bir yol. Profesör de yeni vücudu için bu fikri çalıyor.

Yemek borusu ile soluk borusunun yutakta birleşiyor olması, insan vücudunun başlıca kusurlarından. Bu yemeğin nefes alırken yanlışlıkla solunum borusuna kaçması sonucu boğulmamıza bile neden olabiliyor. En iyisi yemek borusunu bu kanaldan tamamen ayıralım.

Baykuş – ahtapot karışımı gözler

Göz retinamızın yönü arkaya dönükken sinir hücrelerimizin ışık kaynağına bakması nedeniyle, kör noktalar oluşur. Beyinlerimiz kendiliğinden boşlukları doldurduğu için bu kör noktaları fark etmeyiz bile. Profesör ahtapotları kendine örnek alıyor, onların göz anatomilerini kopyalıyor. Baykuşlarda olduğu gibi göz bebeklerini büyüterek de görüşü iyileştiriyor.

Kedi kulağı

Yaşlandıkça yüksek frekanslı sesleri duyamaz oluyoruz çünkü kulağımızın içindeki ufak tüy hücreleri, yani işitme kılları yenilenemez hale geliyor. Kediler gibi büyük, esnek ve kıvrak kulaklarımız olsa, harika olmaz mıydı?

Kurbağa derisi

Özellikle açık tenliler güneş yanmalarına meyilli ve deri kanserine yakalanmaları daha kolay. Daha koyu bir ten rengiyle değiştirilmesi mantıklı olabilir. Ama o zaman da düşük seviyeli güneş ışığında D vitaminini çok daha etkin bir şekilde üreten açık tenin avantajlarını kaçırmış oluruz. Eğer açıktan koyuya, koyudan açığa geçebilen bir deri olursa, yeterince D vitamini üretebilir, yazın aşırı sıcak ve güneşli bir yere gidilirse de koyu tene geçiş yapılabilir.

Kurbağalar tam da bu anatomiye sahip. Bazen çiftleşmek için bazen gizlenmek için deri değiştiriyorlar. Kurbağalar zararlı güneş ışınlarından bizim gibi melanin pigmentlerini kullanarak korunuyor ama bizden farklı olarak ta, melanofor denilen hücrelerde bunları koruyor. Melanofor bazı kurbağaların derilerindeki siyah noktalarda bulunuyor. İnsan derisi için İhtiyaç duyulan numara, tam da bu.

Alice 2.0

3 ay bitti ve beklenen an geldi. Bilim kurgu filmleri için karakterler yaratan Sangeet Prabhaker, SFX teknolojisiyle yarattığı insan boyundaki heykeli hazırladı. Artık Alice 2.0 Bilim Müzesi’nde sergilenmek üzere hazır, yüzlerce seyirci de orada.

Profesör Perdenin arkasındaki Alice 2.0’ı görmek için sabırsızlanıyor. Perdenin kalkması ile birlikte büyük bir şaşkınlık ve sonra yerini heyecanlı bir gülümseme alıyor.

Profesör Alice 2.0’ı görünce şaşkınlığını gizleyemiyor. Çünkü profesörün vücudundan Oluşturulan model çok garip, çok farklı ama aynı zamanda çok gerçekçi. En garip olan da yüzü çünkü geometrisi gözler büyüyünce çok değişmiş. İşin daha da tuhafı ise karnındaki bebek.

Alice 2.0’ı hayranlıkla anlatan profesör onun ayakta kalmasını sağlayan sağlam bir şempanze omurgası, koşucu devekuşlarının şoku emen bacakları, köpeğin güvenilir kalbi, kuşların zarif akciğerleri, çok daha gelişmiş bir dolaşım sistemi için uyluklarında ufak pompalar var olduğunu, acısız bir doğum için de kangurudan ilham alan bir kesesi olduğunu belirtiyor.

Profesörün bir de itirafı var. Mükemmelliği yakalamaya çalıştıkça yeni vücuda bir şey ekleyip, başka bir şeyden” vazgeçti. Çok daha sağlam ve zamana dayanıklı bir insan vücudu yarattı. Fakat göğüslerinden, tırmanmasını sağlayan omurgasından fedakarlık etti. Çeşitli unsurları yenileyip geri koyduğunda vücudun doğru çalışmayabileceğini farketti. Bunun nedenini ise insan vücudunun kendi içinde dört dörtlük bir sistem olmasına bağladı… Çünkü insan vücudunda gerçekleştirilecek bir değişim bütün sistemi işlevsiz kılabilirdi.

İtirafları bununla da kalmayan profesör insan vücudunun nefes kesen karmaşıklığından çok etkilendiğini de belirtiyor.

Videoyu burada sonlandırmadan önce şunları belirtmekte fayda görüyorum. İnsanoğlu kendisini ne kadar kusurlu görürse görsün hiçbir zaman kendisi gibi mükemmel bir varlıktan daha iyisini yapamaz. Yapacağı şey frankeştayndan farklı bir şey olmayacaktır…Bir sonraki videoda görüşmek dileğiyle..


Like it? Share with your friends!

0

What's Your Reaction?

hate hate
1
hate
confused confused
1
confused
fail fail
1
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
1
love
lol lol
1
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win

0 Comments

Send this to a friend